Burçak Evren

Sinemayla biraz ilgilenenler Burçak Evren ismini duymuştur. Ünlü sinema eleştirmeni ve araştırmacısıdır kendisi. Yazdığı kitaplar, gazeteler vesaireden vakit bulup da MSM'de Türk Sineması ve Sinema Tarihi dersi hocam olması sayesinde tanışmış olduk kendisiyle. Kısa ve öz söyleyebilirim ki ben bir hocayı bu kadar çok nadir sevmişimdir.

Daha ilk dersinde yaşından beklenmeyecek bir sevecenlik ve iyi iletişim içerisinde olduğunu göstermişti. Fakat bilerek sinirimizi bozduğu da olmadı değil. Yavaş yavaş anlaşılıyor ki bir insanın söylenilen hiçbir şeyi beğenmemesi ya da beğenmemiş gibi yapması aslında sizin iyiliğinizi istediğindendir. Söylediğiniz şeyden daha iyisini bulabilmek için hırslanırsınız. Hep daha iyiyi, daha doğruyu ararsınız. Burçak Evren'in de yapmaya çalıştığının bu olduğunu düşünüyorum. Eleştirilerini de bu gözle okumak lazım bence. Sinema eleştirmenlerine pek saygı duymazdım. Aman işte oturdukları yerden yazarlar ancak. Ellerine bir kamera almışlıkları mı var? derdim. Şimdi Burçak Hoca'nın eleştirme kriterlerini öğrenince en azından onun yazdıklarına saygı duyarak bakacağım.

İzlemediği Türk filmi olmadığını ve Türkiye'deki film arşivinin yüzde 80'inin kendinde olduğunu iddia etmekte kendisi. Bir parça sallama payını düşürerek doğru olduğunu kabul edebiliriz. Bu durumda da nasıl bir deliyle karşı karşıya olduğumuzu görürüz. İkinci dersindeki fotoğraf okuma çalışmasında gösterdiği bir fotoğrafa 15 dk boyunca aklımıza gelen her yorumu yaptığımız halde hiçbirini beğenmemesi, artık ne olabilir ki bu fotoğrafın anlamı diye kıvranırken "Bu fotoğraf bana hiçbir şey anlatmıyor, sadece bomboş bir grafik saçmalaması." demesiyle de sevgimi kazandı.

Son olarak bugün önümüze koyduğu bir senaryo konseptini anlatayım. Biz sınıfça çıkamadık işin içinde yorumlarla yardım ederseniz sevinirim. Filmimizin konsepti iletişimsizlik. Evli çiftimizden adam 35 kadın 30 yaşında. 5 yıldır evliler. Adam ressam, kadın müzisyen. İkisi de İstanbullu. İyi ailelerden geliyorlar. Hiçbir maddi sıkıntıları yok. Kültürlüler, entellektüeller. İkisi de Müslüman ama dine bakış olarak bir farkları yok. Tamamen sağlıklılar ve düzgün bir cinsel hayatları var. Çocukları yok. Harika bir evleri, hizmetçileri var. Adam çok yakışıklı, kadın çok güzel. Bir de bütün bunlara ek olarak birbirlerine aşıklar. Cevap bulmamız gereken soru; bu çift arasında neden iletişimsizlik çıkar. Hadi bakalım yardım edin.

6 yorum var:

tyler dördın dedi ki...

hayata farklı pencerelerden bakıyolar. bi ressamla bir müzisyen aynı düşünmez, aynı algılamaz, sanat için kullandıkları zeka türleri de farklıdır.
bi de monotonluk var tabi o ayrı bişey. herşeyin bu kadar güzel olması, beraber koşulcak bi hedef kalmaması demek bence, açıkçası bu kadar güzel bi hayatım olsa saçma sapan bi insan olur, günlerim aylarım yıllarım boş geçerdi.
insanı insan yapan dinamizm ve değişiklik tutkusudur. atıl kalmak içgüdülerden ötürü insana göre değil sanırsam. en muhafazakar, alçakgönüllü, monoton, sıradan insan bile değişikliğe ihtiyaç duyar.

böyle herşeyin olduğu bi hayatta bırak iletişimi, hayatın kendisini bile bulamazsın diyorum.

Postacı dedi ki...

Adam aynı şeyi iki kere dinlemeyi sevmiyo. Adam 30dan 35'e gelene kadar yaşamış yaşayacağını zaten, biliyo. E bi de şimdi kadının 30'dan 35'e gelene kadar yaşadıklarını mı dinlesin? Madem birbirlerine bu kadar benziyolar...

-YgT- dedi ki...

kadın çalıştığı yerdeki müzisyenlere veriyo adam öğrencilerini sikiyo. ne iletişimi?

Ortega dedi ki...

Her şey tekdüze olunca bi yerden sonra ipler kopar sanırım.

İnsanlar fevkalede iletişiyor gibi gözükse de iletişemiyorlardır aslında.

Yıllardır evin aynı noktasında olan buzdolabı sizin için ne ifade ediyor misal? Sürekli orada, belirli bir yaklaşımınız var ona karşı. İşiniz olduğu zaman onunla aynı yerde oluyorsunuz, aranızda hiçbir sorun yok doğal olarak, cansız bir varlık çünkü.. sizin de onunla bir sorununuz yok.. Her şey her zaman aynı.

Saçmaladım mı bilmiyorum ama aklıma ilk bu geldi nedense.

Conrad Bundy dedi ki...

aslında çok mantıklı bu nedenler evet, ama burçak hocanın bunlara savunması "ben 40 yıllık evliyim karımdan sıkılmadım" :) ne denebilir ki?

anlatıcı dedi ki...

olayın tekdüzelikle, monotonlaşmasıyla falan alakası yok
bahsedilen şey iletişimsizlik
bu çift birçok yönden birbirine benziyor. aynılar ya işte bu iletişim kurabilmek için yeterli değil
birbirinden çok farklı olan insnalar çok kuvvetli bir iletişime sahip olabiliyorlar çünkü karşısındakini tanıyorlar
örneğin o adam ihtiyaçlarını, beklentilerini, niyetini karısının da anlamasına bir şekilde izin verirse işte o zaman gerçek bir iletişim kurulmuş olur

 


Templates Novo Blogger 2008